KENT REHBERİ

• Nöbetçi Eczaneler
• İzmir Hakkında
• Turizm ve Seyahat
• Konsolosluklar
• Muhtarlıklar

HAVA DURUMU

Güneşli 14°C
Güneşli 20°C
Güneşli 20°C
Çarş. Perş. Cuma

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

İyi Uykular Pollyanna
Aluşta'dan Esen Yeller-Bir Kırım Türküsü
Gölgenin Gölgesi
Kral Lear
Doktor Moreau'nun Adası

HAFTANIN KİTABI

Talebe

Tara Westover'ın bir doğum belgesi olmadı. Okul kaydı yoktu çünkü hayatında hiçbir sınıfa ayak basmamıştı. Tıbbi dosyası yoktu çünkü babası tıp biliminden ziyade kıyamete inanıyordu.

Çocukluğunda Mormon babasının bağnazlığa, erkek kar




Dört Ressam Bir Şair

Tür : Resim Sergisi
Sanatçılar : Bedri Karayağmurlar, Cuma Ocaklı, Nursel Önen, Reyhan Abacıoğlu, Ümit Yaşar Işıkhan
 
Ayrıntılar : Şair Ümit Yaşar Işıkhan, Ressam Cuma Ocaklı, Reyhan Abacıoğlu, Bedri Karayağmurlar ve Nursel Önen'in eserlerinden oluşan resim sergisi ve şiir dinletisi 6-16 Eylül 2019 tarihleri arasında Galeri A'da izleyiciye sunulacaktır. Şair Ümit Yaşar Işıkhan'ın 'Son Şarkılar Zamanı' kitabında yer alan Ressam Cuma Ocaklı, Reyhan Abacıoğlu, Bedri Karayağmurlar ve Nursel Önen'in resimleriyle ilgili dinleti açılış günü gerçekleştirilecek.


Ümit Yaşar Işıkhan

Güncel Sanat A-Galeri'nin kapısını çalıp içeri girdim: Sonra Tablolara:
Sonra ressamın ruhundan, beni çoğaltan renklere...
Gördüklerim imgesel bir öyküydü aslında:
Parçalanmış dünyanın dağları bir araya gelerek gökyüzünü onarıyorlardı. Çevreye yayılmış renklerin çığlıkları her tarafa bir şimşek renginde dağılırken, oluşan çizgilerin arkasında saklanan kelebek kanatları teslim olmuş bir ruhla uzanmış, ressamın o anki gözlerine bakmadan uyuyorlardı.
Melekler ve adam yeni bir sayfanın ilk ve son dizelerinde buluşmuş gibi tuvallerin köşelerinden kaçacak boyanın rengini merak edip kendi hayallerine baktılar:
Önüne atlası koydu.
Uzayın bütün derinliklerini yoklayarak bakışlarını palete bıraktı. Orda hayata dair bütün masalların rüyalarımızdan kaçarken bıraktığı sedef izlerin içinde yeniden renk bulan yeni söylencelerin toplanmış hali vardı.
Adam, yorgun olduğu saatlerde, uzandığı hayallerinden kalktı.
Doğruca denize yürüdü. Deniz aslında kendi içindeydi: Balıkların sürü halinde yollarını tıkamasına kızmasına rağmen, onların aşka dönük bakışlarını unutmamak için siren çalan kayalıklara doğru yürüdü.
Adam, elindeki fırçayı ruhuna batırdı.
Ve oradan; katran karası bir coğrafyanın gecesinden geçen yıldızları umutlarına sildi. Karanlık tuvalin içinde, umudun rengi elbiseye dönüşürken kızın yüzü dondu. Ölümsüz bir bebeğin ana hatlarını, kendine ve hayata armağan eden adam, dönüp karısına baktı. Karısı, derin hayallerin mahzenindeki en sadık renkti. Şarabın kendine sakladığı söylencelerin hepsini, yıllardır şarkıya dönüştüren bir hayat çizgisinin en tepesinde oturan periydi:
Uysal bakan çocukların şaşkın bakışları kendinde saklanırken, yüreğini parçalayarak hayata armağan etti adam. Bunca parçalanmışlık elbette doğruyu ve bütünü oluşturacaktı. Haklıydı. Oturduğu sandalyeden kalkıp meleklere baktı. Evin her tarafında yeni aynalar birbirini çoğaltıyordu. Parçalanan renkler uzaya dağılırken, gökyüzünü çocukluğunun sarısına verdi. Daha arkasında mor. Daha da arkasında şiirin söylenmemiş ve yüzyıllardır saklanmış dizelerini eritip bir aşk sıcaklığında avuçlarına döktü. Kurşun dökülmüş bir tabağın ortasında, aynı yüreği yüzünde taşıyan çocuklar, oyuncaklarıyla tuvalin içinde lekelere dönüşerek çok anlatımın imgesel derinliğinde kayboldu/lar...
Hayat lekeydi...
Hayat ve fırçanın buluştuğu saatlerde; Tanrı'dan armağan ruhani duyguların aşk renkleriydi. Sırtını kendi bile görmediği derinliğin, küflenmiş beyazın içindeki sırlara veren çocukların hepsi, bir ceylan bakışında şekillenmişti. Yüzü, uzaklara bakan gözlerinden başka bir şey anlatmıyordu. Saçları topluydu; gözlerinde kapanmış bir defterin derinliği ve yalnızca kendine sakladığı sıcaklığı vardı. Adam, ressamdı ve Tanrı'nın sevdiği adamdı. Böyle saatlerde zamanın, şarap içme ve yılkı atına binip kendi içindeki derinliğine inme rengindeydi...
 Adam, şaşkındı:
Adam, bu gölgelerin, sırtını dönüp gökyüzüne kaçabileceğini unutmuştu.
Çoğaldılar...Renkler peş peşe geldi. Dünya savaş içindeydi.
Hayat, bahardan bahara kanatlarını saklarken, parçalanmış figürlerin anlattığı masalların peşine takılıp gitmişti: Sonra, durdu adam. Kendine ve gökyüzüne baktı. Kocaman ve boyalı elleri sevgiden kalmıştı. Hafif aklaşan sakalında; Şahmeran'ın, geceden derinliğe uzanan yoldaki izlerin, gizemli figürleri saklanmıştı. Kız, hayatının cenin haliydi. Doğmadan önce meleklerle yaptığı söyleşinin renkleri çevresinde; gökyüzü, suyun derinliği, okyanus kıyısı, uyuyan çocukların sessizliği, yabaniler, savaşlar, kıyımlar ve bir parça pamuk beyazı umudun sarhoş dağınıklığı vardı.


P
S
Ç
P
C
C
P
25
26
27
28
29
30
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
1
2
3
4
5
6


Etkinliklerinizi etkinlik@izmir.com.tr
e-posta adresimize gönderin, yayınlayalım..